İşte Seth Godin’in çağdaş pazarlama yöntemlerini benimseyenlere önerisi: “Ürün ve hizmetlerinizi sunarken ortaya bir fikir virüsü salıverin, sonra bu virüsü bulaştıracak hapşırıkçılarınızı teşhis edip önce onları cezbedin. Virüsü onlara bulaştırdıktan sonra bırakın hapşırıkçılar kendileri yaysınlar bu virüsü”. Öyle her önünüze gelene bulaştırmak için de uğraşmayın sakın, diyor. Onları siz seçin, onların sizi seçmesine veya tesadüfen bulaşmasına izin vermeyin.
Önce beş faktör
Bir fikir virüsü salıp bu işten kazançlı çıkmak istiyorsanız bu işi bilinçli, planlı programlı yapmanız önerilmekte. Bu önerisini değişkenleriyle ve katsayılarıyla birlikte, üstelik oturtuncaya kadar çekiştirmeniz gereken bir de formül ile desteklemiş: “Önce beş faktörü birbirleriyle çarpın, çıkan sonucu iki faktörün toplamına bölün onu da diğer dört faktörün çarpımından çıkan sonuçla çarpın.”
Karmaşık olduğunu sanmayın sakın, oldukça anlaşılır bir formül. Ancak bu formülü uygulayıp uygulayamamak sizin yeteneğinize kalmış. Formüldeki bütün değişkenleri anlatmamı istemezseniz size birkaç ipucu vermek isterim. Örneğin; virüsü hapşırmanın hapşırıkçıya getireceği fayda, hapşırıkçı sayısı, hapşırığın şiddeti ve süresi. Hapşırıkçının kovandaki diğer üyelere oranı ve onlarla arasındaki etkileşim sıklığı, pürüzsüzlüğü ve bu etkileşimin güçlendirilmesine kadar detaylı bir planlama yapmanız gerekiyor.
Siz de deneyin!
Kitabı incelerken kendi kullandığım ürün ve hizmetleri tek tek gözden geçirip hangilerinin aynı kovanda bulunduğum bir hapşırıkçı tarafından bulaştırılmış olabileceğini veya bu potansiyele sahip olduğunu düşündüm. Oran bir hayli anlamlıydı. Kitabı okuduktan sonra siz de bir deneyin. Evinizden, içindeki eşyalarınızdan, arabanızdan başlayarak tatil alışkanlıklarınıza, bankacılık, seyahat hizmetleri gibi online hizmet alışverişlerinizde kullandığınız sitelere kadar gözden geçirin. Bunlarla ilgili virüsleri bizlere bilerek veya bilmeyerek bir hapşırıkçı mi bulaştırdı diye kendinize sorun. Kimler sizin virüs bulaştırıcılarınız, her virüs taşıyıcıdan etkilenir misiniz? Sizin tutum ve davranışlarınıza, satın alma alışkanlıklarınıza yön verecek kadar güçlü olan fikir virüsleriyle karşılaştınız mı hiç?
Hiçbir direnç göstermeden veya gösteremeden benliğinize işleyebilen bir kararlılığa sahip size en uygun olan mecradan sunulan bir virüs müydü bu? Sanal işlemlerinizi gerçekleştirirken Web sayfalarında dikkatinizi ve ilginizi çeken sizi şaşırtacak bir bağlantı oluyor mu?
Tıkladığınız bağlantıdan hemen virüs kapıyor musunuz?
Virüs bulaştırdıklarım
Evetler ve hayırlar... Kitabı okuyuncaya kadar cevaplarınız sizde saklı kalsın. Ama ben cevaplarımı sizinle paylaşmak istiyorum. Bu yazının misyonunun bir parçası çünkü. Bana bulaşan fikir virüslerini kendi kovanımdakilere bulaştırdığım oldu. Üstelik bulaştırdığım kişilerin arasında bunu benden daha güçlü hapşıracak olanlar oldu. Seth Godin bu hapşırıkçıların planlı bir biçimde cezbedilmesinden ve onların ödüllendirilmesinden bahsediyor. Sırtımı ona dayayıp şimdi soruyorum: Bilerek veya bilmeyerek –bu kısmını sizlerin takdirine bırakıyorum- bana bu virüsleri bulaştırıp sadece beni kullanıcı yapmakla kalmayıp, başkalarına hapşırmama neden olan firmalara... Hani benim ödülüm? Bakın artık bir hapşırıkçı veya müşteri olarak biraz daha beni tanımaz, kim olduğumu ve sizler için neler yapabileceğimi öngörmezseniz her geçen gün işinizin daha da zorlaşacağı ima ediliyor kitapta.
Bağışıklık sistemi
Internet dünyasında, bağışıklık sistemimi güçlendirici aşılar artıyor, bilginiz olsun. Bırakın hapşırıkçıları, tüm kullanıcılar eğer aşılanırsa, yeni salıvereceğiniz fikir virüsü bir öncekinden çok daha güçlü olmak durumunda. Üstelik virüslerin yayılacağı boşlukların zaman ilerledikçe azaldığı vurgulanıyor. Her geçen gün etrafımızı daha çok saran web siteleri ve bilgisayar ağları ile örülüyoruz. Seth Godin kitabında neredeyse pazarlamacıların kıpırdayacak hali kalmadığına getiriyor sözü. İfadesi bana Truman Show filminin sonunu hatırlatıyor. “Sevgili izleyiciler, hepinize günaydın, iyi günler, iyi öğleden sonraları, iyi akşamlar ve iyi geceler”. Sizlere de iyi çalışmalar sevgili pazarlamacılar. Gerçeğe dönüşte özellikle online dünyada çıkış yolu bulmak için ortalıklara sürekli fikir virüsleri salıvermekten başka çare kalmayacak gibi görünüyor.
Bir konuyu vurgulamazsam, içim rahat etmez ve bu yazıya sonlandıramam. Geleneksel pazarlamada her ne kadar benzer kavramlar var gibi görünse de bunları ne fikir virüsleriyle, ne hapşırıkçılarla, ne kovanlarla, ne pürüzsüzlükle, ne güçlendirici voltaj ile eşdeğer varsaymanın doğru olmayacağına inanıyorum. En iyisi bu kitabı okurken tüm paradigmalarınızdan bir süreliğine ayrılın ve çağdaş iş yapma ve iletişim biçimlerinin stratejistlere ne gibi fırsatlar sunduğuna bir kez daha şahit olun. Ama lütfen eski bildiklerimizi ısıtıp ısıtıp karşımıza çıkarıyorlar diye düşünüp kolay yolu seçmeyin. Yoksa işletmenin amacı kar etmektir, pazarlamacının amacı da müşteriyi tatmin etmektir noktasından bir adım ileri gidemeyiz.